Sanatçının Sergileri
Evrende her şeyin titreşimden ibaret olduğu gerçeğinden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki biz yaydığımız titreşimlerle gerçekliğimizi yaratıyoruz. Biz yaratabilme gücüne sahibiz ancak çoğumuz bunun farkında değiliz. Dünyadaki yolculuğumuzda olumlu düşünceler yaratmaya odaklanmalıyız. Ben, renklerin frekansından beslenerek rengarenk mutlu kadınlar yaratıyorum. Çakraları dengede, 3. gözü aktif, mutlu, sonsuz yaratabilme gücüne sahip, aşkla titreşen kadınlar...
Titreşimimizi arttırmanın yaratabileceği mucizeleri, yüksek boyutlara ulaşabilmenin verdiği hafifliği vurgulamaya calışıyorum. Birlik (bir olmak) algısının altını çizmeye çalışıyorum. Evrendeki tüm varlıklar, hepimiz birbirimize görünmez ağlarla bağlıyız. Bütünü oluşturan puzzle’ın birer küçük parçasıyız. Sen bende, ben sende varolan yansımalarız.
Eserlerimde ölümsüzlüğe ve toprak anaya olan bağımıza vurgu yapmak için
agaç köklerinin sarıldığı tamamen doğal bir malzeme olan jüt'ü, bazı processlerden geçirip heykelleştiriyorum. Kullandığım canlı renklerin amacı çakraları aktive edip varoluşu onurlandırmak. İçimizdeki sevgiyi uyandırıp hep sevgide, sonsuz ve
Limitsiz sevgide kalmak...
Bu seri Çeşme'de bir rüya ile başlıyor. Sanatçı daha yapmadığı bir tabloyu rüyasında görüyor ve biri ona'işte, bu DNA Sarmalı' diye fısıldıyor. Rüyanın ardından aylar süren bir çalışma başlıyor ve sonunda rüyasındaki eseri yaratmayı başarıyor.
Sanatçının, yeryüzündeki milyarlarca insandan her birinin, trilyonlarca hücresinde bulunan DNA'nın yaratılışındaki detaylar, varlığının kurulu olduğu hassas ve kusursuz düzen üzerine odaklandığı bir üretim çıktısını şimdi sizlere sunuyoruz.
DNA (deoksiribo nükleik asit) molekülündeki atomlar her insanda kişinin kendisine özel bir biçimde düzenlenmiştir ve teorik olarak sonsuz uzunlukta ve birbirine sarmal olarak dolanmış yanyana iki molekül zinciridir. Bu, hayali bir eksene sarılı bir ip merdivenine benzetilir.
DNA’lar, kendilerinin kopyalarını yaparak, üreme hücreleriyle hayat şifrelerini nesilden nesile iletirler. Canlıların vücut yapılarının ve karakterlerinin cansız bir molekülde şifrelenmesi ve bu molekülün otomatik olarak kendisinin kopyasını yapabilmesi,daha açık bir ifadeyle hayat sırrını kendinde kapsaması özelliği büyüleyicidir.
Hücreyi oluşturan moleküllerin beyinleri yok, ama biraraya gelip isabetli kararlar alıyor, duruma göre strateji izliyor, tehlikelere karşı tedbirli davranıyorlar. Hafızaları yok, ama dostlarını ve düşmanlarını tanıyor, ona göre yöntem izliyor, gerekliyi gereksizi, faydalıyı faydasızı ayırt ediyorlar. Diğer taraftan sürekli olarak haberleşiyor ve uyumlu bir ekip çalışması yapıyorlar; ortak bir karar alıp hareket edebiliyor, ne zaman nereye gitmeleri gerektiğini, hangi problemi nasıl çözmeleri gerektiğini biliyorlar. Hücre içinde çeşitli düzenler kuruyorlar; bilgi depoluyor, gerektiğinde bu bilgiyi kullanıyor, kopyalıyor, tercüme ediyorlar… Tüm bunları uyumadan dinlenmeden hızlı ve üstün bir başarıyla yapıyorlar. Tüm bunlar ancak ilahi bir yaratım gücüyle mümkün olabilir.
DNA kişinin duygu, davranış, tepki ve kısaca tüm hayatını şekillendiriyor ve nesilden nesile geçiyor. Sanatçının yarattığı DNA Sarmalı serisi ise kendi duygularını, heyecanlarını, aşklarını, egolarını, kahkahalarını, hayallerini, doğrularını ve yanlışlarını yükleyerek tıpkı dna sarmalındaki gibi iplerle şekillendirdiği kendi yaratımlarının hikayesidir. Bir anlamda nesilden nesile aktarılmak üzere gerçeğe dönüşen rüyasıdır.
DNA Sarmalı serisinde, dünyada ilk kez jüt bezi çeşitli tekniklerle dondurularak heykel formatına dönüştürülmüş ve tuvale uygulandıktan sonra akrilik boya ile renklendirilmiştir.
1983-93 tarihleri arasında bir çok karma sergiye katılarak, Bulgaristan ve Romanya’dan çeşitli ödül ve mansiyonlar aldı.
1994 Terakki Vakfı’nda ilk kişisel sergisini açtı.
2012-15 tarihleri arasında Ertuğrul Ateş ile atölye çalışmaları yaptı.
2013 Art 4 All People tarafından düzenlenen ‘Bridge to the Soul’ konulu karma sergiye katıldı ve eserleri Los Angeles, Miami ve New York’ta sergilendi.
2015 Sofa Hotel’ de Mehmet Ali Hatemi yönetimindeki karma sunumlara katıldı.
2017 Sanat Gezgini Galeri
2018 East Galeri’de Günseli İnal küratörlüğünde karma sergi
2018 Galeri Baraz ile Contemporary İstanbul
2019 Affordable Art Fair/ Milano
2019 İstanbul Art Show/ Hilton Exhibition Center/Galeri Baraz
2019 Stepİstanbul- TOMTOM/ Gama Galeri
2019 Art Weeks Akaretler/ Galeri Baraz
2020 İstanbul Art Show- Galeri Baraz / Hilton İstanbul Convention& Exhibition Center
2020 Aya Dimitri Kilisesi karma sergi
2020 Affordable Art Fair/ Milano
2020 İAF/ İstanbul Art and Antique Fair / Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı- ICEC
2021 BAAF Bodrum Art and Antique /Heredot Kultur Merkezi
2021 Artweeks Akaretler
2021 Contemporary istanbul / Tersane Istanbul
2021 IAF Istanbul Art and Antique Fair/ Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı
Sanatçı dünyanın en büyük online galerileri olan Saatchi Art, Artmajeur ve Singulart ile ortak çalışmalarını sürdürmektedir.
Titreşimimizi arttırmanın yaratabileceği mucizeleri, yüksek boyutlara ulaşabilmenin verdiği hafifliği vurgulamaya calışıyorum. Birlik (bir olmak) algısının altını çizmeye çalışıyorum. Evrendeki tüm varlıklar, hepimiz birbirimize görünmez ağlarla bağlıyız. Bütünü oluşturan puzzle’ın birer küçük parçasıyız. Sen bende, ben sende varolan yansımalarız.
Eserlerimde ölümsüzlüğe ve toprak anaya olan bağımıza vurgu yapmak için
agaç köklerinin sarıldığı tamamen doğal bir malzeme olan jüt'ü, bazı processlerden geçirip heykelleştiriyorum. Kullandığım canlı renklerin amacı çakraları aktive edip varoluşu onurlandırmak. İçimizdeki sevgiyi uyandırıp hep sevgide, sonsuz ve
Limitsiz sevgide kalmak...
Bu seri Çeşme'de bir rüya ile başlıyor. Sanatçı daha yapmadığı bir tabloyu rüyasında görüyor ve biri ona'işte, bu DNA Sarmalı' diye fısıldıyor. Rüyanın ardından aylar süren bir çalışma başlıyor ve sonunda rüyasındaki eseri yaratmayı başarıyor.
Sanatçının, yeryüzündeki milyarlarca insandan her birinin, trilyonlarca hücresinde bulunan DNA'nın yaratılışındaki detaylar, varlığının kurulu olduğu hassas ve kusursuz düzen üzerine odaklandığı bir üretim çıktısını şimdi sizlere sunuyoruz.
DNA (deoksiribo nükleik asit) molekülündeki atomlar her insanda kişinin kendisine özel bir biçimde düzenlenmiştir ve teorik olarak sonsuz uzunlukta ve birbirine sarmal olarak dolanmış yanyana iki molekül zinciridir. Bu, hayali bir eksene sarılı bir ip merdivenine benzetilir.
DNA’lar, kendilerinin kopyalarını yaparak, üreme hücreleriyle hayat şifrelerini nesilden nesile iletirler. Canlıların vücut yapılarının ve karakterlerinin cansız bir molekülde şifrelenmesi ve bu molekülün otomatik olarak kendisinin kopyasını yapabilmesi,daha açık bir ifadeyle hayat sırrını kendinde kapsaması özelliği büyüleyicidir.
Hücreyi oluşturan moleküllerin beyinleri yok, ama biraraya gelip isabetli kararlar alıyor, duruma göre strateji izliyor, tehlikelere karşı tedbirli davranıyorlar. Hafızaları yok, ama dostlarını ve düşmanlarını tanıyor, ona göre yöntem izliyor, gerekliyi gereksizi, faydalıyı faydasızı ayırt ediyorlar. Diğer taraftan sürekli olarak haberleşiyor ve uyumlu bir ekip çalışması yapıyorlar; ortak bir karar alıp hareket edebiliyor, ne zaman nereye gitmeleri gerektiğini, hangi problemi nasıl çözmeleri gerektiğini biliyorlar. Hücre içinde çeşitli düzenler kuruyorlar; bilgi depoluyor, gerektiğinde bu bilgiyi kullanıyor, kopyalıyor, tercüme ediyorlar… Tüm bunları uyumadan dinlenmeden hızlı ve üstün bir başarıyla yapıyorlar. Tüm bunlar ancak ilahi bir yaratım gücüyle mümkün olabilir.
DNA kişinin duygu, davranış, tepki ve kısaca tüm hayatını şekillendiriyor ve nesilden nesile geçiyor. Sanatçının yarattığı DNA Sarmalı serisi ise kendi duygularını, heyecanlarını, aşklarını, egolarını, kahkahalarını, hayallerini, doğrularını ve yanlışlarını yükleyerek tıpkı dna sarmalındaki gibi iplerle şekillendirdiği kendi yaratımlarının hikayesidir. Bir anlamda nesilden nesile aktarılmak üzere gerçeğe dönüşen rüyasıdır.
DNA Sarmalı serisinde, dünyada ilk kez jüt bezi çeşitli tekniklerle dondurularak heykel formatına dönüştürülmüş ve tuvale uygulandıktan sonra akrilik boya ile renklendirilmiştir.
1983-93 tarihleri arasında bir çok karma sergiye katılarak, Bulgaristan ve Romanya’dan çeşitli ödül ve mansiyonlar aldı.
1994 Terakki Vakfı’nda ilk kişisel sergisini açtı.
2012-15 tarihleri arasında Ertuğrul Ateş ile atölye çalışmaları yaptı.
2013 Art 4 All People tarafından düzenlenen ‘Bridge to the Soul’ konulu karma sergiye katıldı ve eserleri Los Angeles, Miami ve New York’ta sergilendi.
2015 Sofa Hotel’ de Mehmet Ali Hatemi yönetimindeki karma sunumlara katıldı.
2017 Sanat Gezgini Galeri
2018 East Galeri’de Günseli İnal küratörlüğünde karma sergi
2018 Galeri Baraz ile Contemporary İstanbul
2019 Affordable Art Fair/ Milano
2019 İstanbul Art Show/ Hilton Exhibition Center/Galeri Baraz
2019 Stepİstanbul- TOMTOM/ Gama Galeri
2019 Art Weeks Akaretler/ Galeri Baraz
2020 İstanbul Art Show- Galeri Baraz / Hilton İstanbul Convention& Exhibition Center
2020 Aya Dimitri Kilisesi karma sergi
2020 Affordable Art Fair/ Milano
2020 İAF/ İstanbul Art and Antique Fair / Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı- ICEC
2021 BAAF Bodrum Art and Antique /Heredot Kultur Merkezi
2021 Artweeks Akaretler
2021 Contemporary istanbul / Tersane Istanbul
2021 IAF Istanbul Art and Antique Fair/ Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı
Sanatçı dünyanın en büyük online galerileri olan Saatchi Art, Artmajeur ve Singulart ile ortak çalışmalarını sürdürmektedir.