Gaziantep’te doğdu ve babasının görevi nedeniyle Anadolu’yu karış karış dolaştı. Böylece çocukluğunu, farklılıkların farkına vararak geçirdi. Üniversite eğitimi için İstanbul’a geldi. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdi.
Resim çalışmalarına İstasyon Sanat Akademisi’nde temel resim eğitimi alarak başladı. Argun Okumuşoğlu ve Hülya Düzenli ile çalıştı. Daha sonra Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi, Resul Aytemür atölyesine katılarak bir süre burada devam etti. 2015 yılında Cihangir’de kendi atölyesini kurdu. Yurt içi ve dışında bir çok karma sergiye katıldı. Ayrıca İstanbul’da gerçekleştirdiği üç adet kişisel sergisini bulunuyor. Eserleri Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli koleksiyonda yer almaktadır.
Tuval üzerine yaptığı geleneksel yapıtlarının yanı sıra tahta, metal, kumaş gibi farklı malzemeler de kullanmakta, kendi üretimi kağıtlar ve eski fotoğraflarla deneysel çalışmalar yapmaktadır. En çok yaşadığı şehirden beslenmekte; bireysel ve toplumsal hafıza , kentsel değişim ve kadının toplum içindeki görünürlüğü üzerine üretmektedir.
Resim ile ilişkisi üzerine düşüncelerini şöyle özetler: “Bu dünyada isteyerek oynadığım veya bana dayatılan rollerin aksine, resim sadece kendim için yaptığım bir uğraşıdır, sadece kendimle baş başa olduğum bir durum... Resim yaparken artık ne bir anneyim, ne bir eş, çocuk, kardeş, ne de her hangi başka bir roldeyim.”
Resim çalışmalarına İstasyon Sanat Akademisi’nde temel resim eğitimi alarak başladı. Argun Okumuşoğlu ve Hülya Düzenli ile çalıştı. Daha sonra Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi, Resul Aytemür atölyesine katılarak bir süre burada devam etti. 2015 yılında Cihangir’de kendi atölyesini kurdu. Yurt içi ve dışında bir çok karma sergiye katıldı. Ayrıca İstanbul’da gerçekleştirdiği üç adet kişisel sergisini bulunuyor. Eserleri Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli koleksiyonda yer almaktadır.
Tuval üzerine yaptığı geleneksel yapıtlarının yanı sıra tahta, metal, kumaş gibi farklı malzemeler de kullanmakta, kendi üretimi kağıtlar ve eski fotoğraflarla deneysel çalışmalar yapmaktadır. En çok yaşadığı şehirden beslenmekte; bireysel ve toplumsal hafıza , kentsel değişim ve kadının toplum içindeki görünürlüğü üzerine üretmektedir.
Resim ile ilişkisi üzerine düşüncelerini şöyle özetler: “Bu dünyada isteyerek oynadığım veya bana dayatılan rollerin aksine, resim sadece kendim için yaptığım bir uğraşıdır, sadece kendimle baş başa olduğum bir durum... Resim yaparken artık ne bir anneyim, ne bir eş, çocuk, kardeş, ne de her hangi başka bir roldeyim.”